|
|
|
AKut Cerrahi HastaLiklar |
|
 |
 |
Okunma |
|
1449 |
|
APANDİSİT
APANDİSİT NEDİR? Kalın barsağın başlangıcında bulunan kör barsağın (apendix) iltihaplanmasıdır. Apandisit her yaş ve cinste görülebilir.
YAKINMALAR : Karın ağrısı farklılıklar göstermekle beraber mide ağrısı şeklinde başlar. 4-6 saat sonra karın sağ alt kadrana yerleşir. Artıp azalmakla beraber hemen hiç geçmez. İştahsızlık en sık görülen yakınmadır. Bulantı ve kusma %75 oranında görülür.
TANI : Apandisit tanısı esas olarak dikkatli hikaye alma ve muayene ile konulur. Ne yazık ki muayenenin yerini alabilecek tanı yöntemi henüz bulunamamıştır. Kan sayımında lökositte orta derecede yükselme (10-15 bin) görülür. Ultrasonografi tanıda oldukça yardımcı olup özellikle apandisitle karışabilecek hastalıkları göstermesi açısından önemlidir.
TEDAVİ : Apandisitte tek tedavi ameliyattır. Ameliyatla iltihaplı apendix çıkarılır.
APANDEKTOMİ (AÇIK): Genel anestezi altında yapılır. Komplikasyonsuz apandisit ameliyatı 30-60 dk. sürer. Hastanede 1-2 gün yatar. Ameliyat yeri yara enfeksiyonu en sık görülen komplikasyonudur.
LAPAROSKOPİK APANDEKTOMİ : Daha çok tanı amaçlı laparoskopiler sırasında apandisit saptandığında tercih edilir. Açık apandektomiye göre fazla üstünlük taşımaz.
APANDİSİTLE KARIŞAN HASTALIKLAR : Apandisitle karışabilen hastalıkların çoğu zaten acil ameliyat gerektiren (dış gebelik v.b.) hastalıklardır. Önemli olan ameliyat gerektirmeyen hastalığı önceden tanımaktır. Direkt grafi, ultrason gibi tetkiklerle, karışabilecek hastalıkların çok önemli kısmı tanınabilir. Acil ameliyat gerektiren apandisiti taklit eden hastalıkları ayırmakta başarılı olamayabiliriz. Bu durumda yapılacak en doğru hareket tanı amaçlı (diagnostik) laparoskopi yapmaktır. Çıkacak hastalık çoğunlukla laparoskopik olarak tedavi edilir ya da açık ameliyata geçilerek sorun çözülür.
APANDİSİTTE GECİKME SONUÇLARI : Apandisit şikayetleri, muayene bulguları birçok hastalığa benzer. Farklı kişilerde farklı seyredebilir. Tanı koyduracak çok özgün yöntem de yoktur. Bu nedenle apandisit tedavisi hastalar tarafından, bazen de doktorlar tarafından istemeden de olsa geciktirilebilir. Tanı ve tedavinin gecikmesi pek çok ciddi sonuçlara neden olur. Bu nedenle apandisit düşünülen hasta ağrı başlangıcından itibaren 24-36 saat içinde ameliyata alınmalıdır. Akut apandisit düşünülerek ameliyat edilen hastada apandisit çıkmaması hastaya çok fazla şey kaybettirmez ancak apandisitli hasta geç ameliyata alınmakla çok şey kaybedebilir.
PLASTRON : Apendix iltihaplanmaya başlayınca karın içi koruyucu zar (omentum) ve barsaklar etrafını çevirip sararak koruma altına alırlar. Bu zamanla sertçe kitle halini alabilir (plastron). Bu durumda apandisit ameliyatı çok zor olabilir. Hastalar yatırılarak ilaç tedavisi (gebe ve çocuklar dışında) başlanır. Plastron yumuşar ise 6-8 hafta sonra apandisit ameliyatı yapılır. Bulgular gerilemez ise ya da apse gelişirse hastalar ameliyata alınır.
PERFORASYON (DELİNME): Apandisit iltihabı ilerleyerek apendixin delinmesine neden olabilir. İlk anda hastada rahatlama olmakla beraber giderek kötüleşir. Tek tedavi acil ameliyattır. Ameliyat sonrası komplikasyonlar oldukça fazladır.
KIL DÖNMESİ (PİLONİDAL SİNÜS)
YAKINMA : Genelde ergenlikte başladığı, 20-25 yaşlarında ortaya çıktığı ve daha çok erkeklerde görüldüğü bilinmektedir. Hastaların %50'sinde kuyruk sokumunda apse şeklinde başlar. Zaman zaman pis kokulu akıntı şeklinde kendini gösterir.
TEDAVİ : Tedavi konusu halen tartışmalıdır. Hijyen ve o bölgenin kıllardan arındırılması çok önemlidir. Ameliyat şekli açık bırakmaktan kapatmaya, fleble kapatmaya kadar çeşitli yöntemlerle yapılabilir. Nüks oranı %8-10 kadardır
MEME HASTALIKLARI
MEME KANSERİ Tüm kanserler içinde en sık görülen kanser türüdür Meme kanseri 30 yaşında sonra artış gösterir.
RİSK FAKTÖRLERİ: Ailede (kan bağı olanlarda) meme kanseri öyküsü, özellikle anne ya da kız kardeşin meme kanseri olması önemli risk faktörüdür. Yakın iki akrabasında meme kanseri olanlara genetik inceleme yapmak uygun olur. Alkol ve sigaranın meme kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Kahve riski arttırmaz. Menopoz sonrası destek (Östrojen) tedavisi, meme kanseri riskini azda olsa arttırmaktadır. Kalp hastalığı ve kemik erimesi riskini ciddi oranda azalttığı için bu tedavi yakın meme kontrolü altında verilmelidir. Doğum kontrol hapları kullanıldığı sürece meme kanseri riskini az da olsa arttırır. Erken adet görenlerde ve geç adetten kesilenlerde meme kanseri riski biraz artar. Kısacası meme kanseri kadınların %10 unda görüldüğüne göre risk her kadın için zaten yüksek sayılır.
TANI: Meme kanserini önleyemiyoruz ancak tedaviden (özellikle erken tanı konulduğunda) çok yararlanıyoruz. Meme kanserlerinin %90'ında, kadınların kendisini muayenesi sonucu anormallik sezerek doktora başvurması ile tanı konulur. Ne yazık ki bunların çoğunda tümör büyümüş ve bezelere yayılmıştır. Meme kanseri, başlangıçtan 7-10 yıl sonra 1 mm -1 cm büyüklüğe ulaşır. Bu süre içerisinde muayenede fark edilemez, ancak ele gelmeden çok önce mamografi ile tanı konulabilir ya da şüpheli bulgular saptanabilir.
ULTRASON : Ele gelen kitlelerin kist mi ya da katı mı olduğu konusunda güvenilir bilgiler verir. Genç kadınlarda; radyasyon riski olmadığından sık kullanılabilir. 1 cm den küçük kitleleri gösteremeyebilir. Bu nedenle tarama amacıyla kullanılmaz.
MAMOGRAFİ : Özel röntgen aletleri ile memenin filminin alınmasıdır. Muayene ile birlikte anlamlıdır. Özellikle ele kitle gelmeyen durumlarda kanser belirtilerinin görülmesi ve mamografi eşliğinde telle işaretlenerek biyopsi yapılması, erken tanı açısından çok önemlidir.
BİYOPSİ : Meme kanser tedavisinin planlanması için gerekli yöntemdir.
İİAB (İNCE İĞNE ASPİRASYON BİYOPSİSİ): Kolay uygulanması nedeniyle sık başvurulur ancak %5-25 oranında yalancı negatif sonuç vermesi nedeniyle tek başına güvenilmez.
KALIN İĞNE (Tru-Cut) BİYOPSİ: Çapı 1 cm den büyük kitlelere uygulanabilir. İİAB ne göre daha güvenilirdir ancak komplikasyonu biraz fazladır.
AÇIK BİYOPSİ: Ele gelen kitlelerin kesin tanısı için ya da ele gelmeyen, mamografi ile işaretlenen şüpheli mikrokalsifikasyonların tanısı için uygulanan güvenilir yöntemdir. Genel ya da lokal anestezi ile yapılır.Tanı amacıyla küçük bir parça ya da kitlenin tümü çıkartılır.
TARAMA (ERKEN TANI): Tarama; şikayeti olmayan kadınlarda kanser aramaktır. Mamografinin erken evre meme kanserlerini gösteriyor olması taramanın önemini çok arttırmıştır. Tarama; muayene ve mamografi ile birlikte yapılmalıdır. Bundan sonraki adım mamografik anormalliklerin değerlendirilerek ciddiyetle üzerine gidilmesidir. Bundan sonraki adım biyopsidir. Tarama amaçlı (risk gurubu olmayan) mamografinin başlama yaşı ve sıklığı konusunda farklı görüşler olmasına karşın 40-60 yaş arası her yıl yapılması çoğunlukla önerilmektedir.
TEDAVİ: Meme kanseri tedavisini belirleyen etkenler; Kanserin evresi ve tipidir. Ameliyat, ilaç(kemoterapi) ve ışın (radyoterapi) tedavisi kombine kullanılır. Ameliyat Tümörden yalnızca biyopsi alınması ile yetinilmesi (uzak yayılımların olması durumu) Tümörün genişçe çıkartılması Memenin tümünün çıkartılma Koltukaltı lenf bezlerinin çıkartılması (vb) Tümörün tipi, yeri,evresi ve hastaya bağlı özellikler dikkate alınarak ameliyat tipi kararlaştırılır.
MEMENİN İYİ HUYLU TÜMÖRLERİ : Memede oluşan hastalıkların kanser olmadığı saptandığında tüm sorun çözülmüş gibi davranılmakta. Halbuki meme hastalıklarının çoğu bu gurupta ve ciddi takip-tedavi gerektirmekte.
İLTİHABİ HASTALIKLARI: Daha çok süt verme döneminde rastladığımız meme iltihapları ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmekte ve kanserle ayırdedilmesi zor olmakta. Meme apseleri ciddi cerrahi yaklaşım gerektirmektedir.
İYİ HUYLU URLAR (FİBROADENOM): Genelde genç kızlarda görülür. Kanserleşme riski yok denecek kadar azdır. Özellikle hamilelik döneminde aşırı büyüme gösterebilir. Tek tedavi ameliyatla çıkartılmasıdır. Çok sayıda olanlar yakın takipte tutulmalıdır.
KİSTİK HASTALIK (PROLİFERATİF): Meme ağrısı ile karşımıza çıkan en sık nedendir. Bazı görüşlere göre hastalık kabul edilmemektedir. Yakın takipte tutulmalı özellikle ultrasonda şüpheli görüntü saptandığında biyopsiden kaçınmamalıdır.
|
|
El-Bilek Kanalı Hastalığı (Karpal Tünel Sendromu)
Karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Bilekteki karpal tünelden geçen median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar.
El-Bilek Kanalı Hastalığı belirtileri nelerdir?
Geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandırcak kadar kötü olabilir ve kola, omuza yayılabilir. Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür. Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme. Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.
NEDENİ:
El bileği karışık bir anatomik yapıya sahiptir. Parmak ve el hareketlerini sağlayan adele-sinir-damar kompleksi buradan geçerek, dağılır. Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu band , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır.
En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar.
TEŞHİS:
Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur.
Boyun MR’ı ve ENMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir
TEDAVİ:
Başlangıçta,
Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar Bilek egzersizleri El bileği atelleri, gece atelleri Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.
Ancak zaman içinde şikayetler tekrar başlar ve kalıcı çözüm basit bir cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatini takiben, hasta normal yaşantısına döner.
YAPILMASI GEREKENLER:
Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.
Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.
Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız. |
http://www.sohbetdiyarim.com/sohbet.php |
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
Counter-Strike

Nah vardır

Van'da Şevval Sam Rüzgarı

Sekoya

Ben yürürüm yane yane

|
Chat odaları

Chat odalari

sohbet sitesi

chat sitesi

Chat Siteleri

|
|