78. Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.
79. Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.
80. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?
81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlakâ inanip yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şâhit olun; ben de sizinle birlikte şâhitlik edenlerdenim, buyurmuştu.
82. Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dîninden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.
84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Mûsa, Îsâ ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere îmân ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.
85. Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, âhirette ziyan edenlerden olacaktır.
86. Îmân etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehâdet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidâyet nasîp eder? Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.
87. İşte onların cezâsı, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.
88. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azâpları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.
89. Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
90. Inandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.
91. Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünyâ dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azâp vardır; hiç yardımcıları da yoktur.